Can Dündarın Yakamdaki yüzler kitabından…
Bu adam sadece yazsın ya… film falan çekmesin!
….
Hani gardırobunuzda küflenen o en sevdiğiniz elbiseniz var ya; o “çok özel gün” için beklettiğiniz, giymelere kıyamadığınız o alımlı tuvalet, o cakalı takım, o göz alıcı kazak…
Bugün giyin onu!..
Beklediğiniz “o özel gün” hiç gelmeyebilir çünkü…
Değerli misafirlere sakladığınız çay takımlarınızı çıkarın dolaptan; en yakınlarınızla için [...]
Evet; bu gün ilk yardım günüm… semih ile canan ayrılmışlar… semih ile buluşulacak, erkek erkeğe ağlaşılacak… semih’in ölçülü içip kendisini dağıtmamasına dikkat edilerek, hoş çocuksun lan, sana kız mı yok hocam muhabbeti konuşulacak… duruma göre mevzu fenerbahçe, kürt realitesi, sosyal devlet, abs fren sisteminin nimetleri, ucuza elden düşme araba, çok içince karaciğere ne oluyor gibi [...]
Sonunda canımın içi Dan Brown’ın melekler ve şeytanlarının filmide geldi… bende bi güzel izledim… kooskocaman sevgili koltuğunda tek başıma yayıla yayıla :D acınacak halimize güldük birde…
Filme gelecek olursak…
Hani hep derler ya, “kitap daha iyiydi yahu” diye…
Aynen öyle işte…
tabi ki 500-600 küsür sayfalık güzelim kitabı birkaç saate sığdırmak kolay iş değil ve ancak bu kadar oluyor [...]
Bence Can Dündar sadece yazı yazsın…
…..
EĞER
O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz…
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz… ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin…
O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain…
sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, [...]